Image
Image
Image
Kartal’ın En Büyük Mahallesi Hangisi? — Sosyolojik Bir İnceleme
İstanbul’un Anadolu yakasında, deniz kıyısı, yükselen tepeleri ve nüfusuyla dikkat çeken Kartal ilçesinde yaşayan biri olarak sormak istiyorum: “Büyük” demek, yalnızca nüfus fazlalığı mı; yoksa toplumsal yaşamın yoğunluğu, mekân kullanımı, aidiyet duygusu, kültürel çeşitlilik ve eşitsizliklerle birlikte değerlendirmek gerekmez mi? Bu yazıda “Kartal’ın en büyük mahallesi hangisi?” sorusunu sadece nüfus kıstasıyla değil; toplumsal yapı, kimlik, kültür, eşitsizlik ve adalet perspektifleriyle birlikte irdeleyeceğim. Çünkü mahalle, sadece beton bloklar değil — insan ilişkilerinin, umutların, zorlukların, dayanışmanın ve bazen de dışlanmanın bir yansımasıdır.
Gerçekten “Büyük Mahalle” Ne Demek?
Önce temel kavramları tanımlarsak:
– Mahalle: Sadece coğrafi bir birim değil; orada yaşayan insanların toplumsal ilişkileri, kültürel pratikleri, ekonomik durumu ve kimlik algılarıyla şekillenen mikro toplumdur.
– Büyüklük: Salt nüfus, yüzölçümü ya da konut sayısı değil — nüfus yoğunluğu, toplumsal çeşitlilik, altyapı, mekânsal ve sosyal olanaklar, ekonomik ve kültürel karmaşıklık gibi parametreleri de içermeli.
– Toplumsal adalet ve eşitsizlik: Bir mahallede “büyük” olmak, bazen o mahallede yaşanan imkânsızlıkları, kitleleşmeyi, mekânsal adaletsizlikleri de beraberinde taşıyabilir.
Bu çerçevede, yalnızca nüfus verisine bakıp bir mahallesi “en büyük” ilan etmek; gerçeğin bir yönünü görüp diğerini göz ardı etmek olabilir.
Nüfus Verileri: Kartal’da En Kalabalık Mahalle Hangisi?
2025 yılı itibarıyla yapılan nüfus sayımlarına göre, Kartal’daki mahallelerden nüfus açısından en büyüğü Hürriyet Mahallesi görünüyor. Yaklaşık 50.253 kişi ile Hürriyet, Uğur Mumcu ve Karlıktepe gibi mahalleleri geride bırakıyor. ([i24Haber][1])
Bu veriler, Hürriyet’in nüfus yoğunluğu ve konut sayısı bakımından geniş bir alan kapladığını; dolayısıyla demografik açıdan Kartal’da merkezi rol oynadığını gösteriyor. Ancak “en büyük mahalle = Hürriyet” demek, bu mahallede yaşayanların günlük hayatı, toplumsal ilişkileri, imkânları, sorunları ve kimlikleri üzerine derin düşünmeyi atlamak olur.
Sosyolojik Bakış: Nüfusun Ötesinde — Mekân, Kimlik ve Eşitsizlik
Toplumsal Normlar ve Kültürel Pratikler
Mahalleler — bireylerin kimliklerini kurduğu, kültürün dönüştüğü, dayanışma ya da yabancılaşmanın hissedildiği alanlardır. Kartal gibi göç, iç göç, kentsel dönüşüm ve sosyal hareketliliğin yoğun olduğu bir ilçede mahalleler; farklı geçmişlerden, ekonomik koşullardan ve kültürlerden gelen insanların bir arada yaşadığı mikro toplumlar demektir. Bu çeşitlilik, hem zenginlik hem zorunluluk demektir.
Örneğin, nüfus yoğunluğu yüksek mahallelerde — Hürriyet, Uğur Mumcu, Karlıktepe gibi — komşuluk ilişkileri, ortak yaşam pratikleri, sosyal ağlar ve dayanışma biçimleri farklılaşır. Ancak aynı zamanda altyapı baskısı, konut yoğunluğu, yaşam alanının daralması, hizmet eksikliği, çevresel sorunlar ve mekânsal sıkışıklık gibi eşitsizlikler de ortaya çıkar. Bu bağlamda “büyük mahalle”, hem toplumsal imkân hem de toplumsal basınç anlamına gelebilir.
Cinsiyet Rolleri ve Mekânsal Erişim
Sosyolojik araştırmalar gösteriyor ki, mahallede yaşayan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ya da dezavantajlı gruplar; nüfus, konut yoğunluğu, mahalle altyapısı gibi faktörlerden doğrudan etkileniyor. Örneğin, yüksek nüfuslu mahallelerde toplu taşıma, yeşil alan, sosyal hizmet gibi imkânların yetersiz olması; özellikle çocuklu aileleri, yaşlıları ve kadınları olumsuz etkileyebilir. Bu da mekân ve toplumsal eşitsizlik arasında bağlantı kurar.
Kartal’da yaşayanlar arasındaki farklı deneyimler — göç geçmişi, ekonomik durum, mahalle dayanışması, mahalledeki kamusal alanların durumu — toplumsal adaletin mahalle düzeyinde nasıl hissedildiğini belirler. “En büyük mahalle” olarak Hürriyet’in gösterilmesi, bu mahallede yaşayan herkes için aynı anlamı taşımayabilir.
Güç İlişkileri, Kimlik ve Aidiyet
Mahalleler, sadece nüfus yığını değil; kimlik, aidiyet, toplumsal statü ve güç ilişkilerinin yeniden üretildiği alanlardır. Bir mahalle “büyük” olarak adlandırıldığında, o mahalleye dair imaj, algı ve beklentiler de şekillenir — bu, hem mahallede yaşayanlar hem dışarıdakiler için.
Örneğin, kentsel dönüşüm projeleri, yeni konut düzenlemeleri, altyapı yatırımları gibi süreçlerde “gelişmekte olan mahalleler” genellikle yüksek nüfuslu, merkezi mahalleler olur. Ancak bu süreçler, daha önce orada yaşayan dar gelirli veya göçmen topluluklarını tehdit edebilir; yerinden edilme, sosyal dışlanma, kültürel erozyon gibi sorunlar görülebilir. Bu da mahalleyi “büyük” kılan demografik verinin, aynı zamanda toplumsal adaletsizlikle de ilişkili olabileceğini gösterir.
Örnek Olay ve Saha: Kartal’da Güncel Gözlemler
Gelişim, Dönüşüm ve Dayanışma
Kartal’ın 1980’li 1990’lı yıllardan itibaren göç alması, sanayi-kent dönüşümü, daha sonra konutlaşma ve kentleşme süreçleri, mahallelerin demografik ve yapısal dönüşümünü beraberinde getirdi. ([Vikipedi][2]) Özellikle Hürriyet, Uğur Mumcu, Karlıktepe gibi mahallelerde nüfus yoğunluğu ve yapılaşma arttı; bu mahallelerde yeni konut siteleri, toplu konut projeleri, altyapı talebi, sosyal donatı ihtiyacı yükseldi.
Bunun yanında mahallelerde dayanışma ve topluluk bilinci hâlâ var: komşuluk ilişkileri, ortak yaşam pratikleri, mahalle kültürü. Bu durum, sosyolojik olarak “küçük mahalle ruhu” ile “büyük mahalle baskısı” arasında sürekli bir gerilim oluşturuyor.
Eşitsizlik, Mekânsal Adalet ve Temsiliyet
Yüksek nüfuslu mahallelerde, yeşil alan eksikliği, trafik, kalabalık toplu taşıma, yoğun nüfus nedeniyle altyapı baskısı, servis eşitsizlikleri görülebiliyor. Bu durum, özellikle dezavantajlı gruplar — yaşlılar, dar gelirli aileler, göçmenler — için erişim sorunlarına, sosyal dışlanmaya yol açabiliyor.
Ayrıca mahalle içindeki toplumsal farklılıkların görünmezliğe itilmesi; yeni gelenlerle eski sakinler arasındaki aidiyet çatışmaları; mahalle imajı ve gerçekte yaşananların farklılığı; bunlar toplumsal adaletin mahalle ölçeğinde sürekli tartışılması gereken konular.
Neden Sadece Sayılar Yetmez? “Büyüklük” Tek Boyutlu Olmamalı
– Nüfus yoğunluğu, bir mahallenin “büyük” olduğu anlamına gelebilir — ama bu, o mahallede yaşayan insanların yaşam kalitesinin, eşitliğin, güvenliğin, aidiyetin de iyi olduğu anlamına gelmez.
– Mekânsal adalet, toplu konut, altyapı, yeşil alan, ulaşım, sosyal hizmet gibi unsurlar, mahalleleri gerçek anlamda “yaşanabilir” kılar; bu unsurların eksikliği, nüfus yoğunluğu kadar görünmeyen ama yaşayanlar için etkili bir problem.
– Göç, iç göç, ekonomik kırılganlık, toplumsal yapı değişimi gibi dinamikler, mahallelerin demografik büyüklüğünden çok, sosyal yapısını ve eşitsizlikleri şekillendirir.
Bu nedenle “en büyük mahalle” tanımı, yalnızca nüfus veya yüzölçümüyle değil; toplumsal, ekonomik, kültürel ve mekânsal adalet kriterleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç: Hürriyet Büyük — Ama Gerçek “Büyüklük” Böyle Ölçülür mü?
Elde edilen verilere göre, Kartal’ın en kalabalık mahallesi Hürriyet görünüyor. ([i24Haber][1]) Ama bu, Hürriyet’in dayanışmanın, aidiyetin, mekânsal adaletin, eşitliğin ve toplumsal çeşitliliğin de en yüksek olduğu mahalle olduğu anlamına gelmez.
“Büyük mahalle” kavramı — nüfus, yüzölçümü, konut sayısı gibi niceliksel verilerin ötesinde — o mahallede yaşayan insanların hikâyeleri, günlük yaşamları, umutları, kaygıları, sosyal ilişkileri, kültürel pratikleri ve adalet algısıyla şekillenir.
Şimdi sizi merak etmeye davet ediyorum: Eğer Kartal’da yaşıyorsanız — sizin gözünüzde “büyük mahalle” ne demek? Hürriyet size göre ne ifade ediyor: Nüfus yoğunluğu, hızla değişen konut yapısı, göç, yeni komşular mı; yoksa mahalle dayanışması, ortak yaşam pratikleri, hatıralar, aidiyet duygusu mu? Sizin mahalle deneyimlerinizde “büyüklük” ile “yaşanabilirlik” arasında nasıl bir ilişki var? Ya da daha geniş — “büyük mahalle”, sizce nasıl bir sorumluluk, hangi adalet taleplerini beraberinde getirmeli?
[1]: “Kartal mahalle nüfusu 2025 – i24Haber”
[2]: “Kartal, İstanbul – Vikipedi”