Güldür Güldür Show Hangi Gün? Ve Bu Show’u Sevmek Zorunda Mıyız?
Hadi itiraf edelim: Güldür Güldür Show, Türk televizyonunun en uzun süredir devam eden ve en popüler komedi programlarından biri. İzlemeyen yoktur herhalde; en azından bir kez zapping yaparken rastlamışsınızdır. “Güldür Güldür Show hangi gün?” sorusu aslında sadece bir tarih sorusu değil, aynı zamanda Türk televizyonunun komedi anlayışına dair daha derin bir soruya dönüşüyor. Ben de bu soruyu sormaktan çekinmiyorum: Gerçekten seviyor muyuz, yoksa sadece alışkanlık haline mi getirdik? Çünkü öyle bir noktaya gelmişiz ki, herkesin bir şekilde bir şeyler söylediği, komedyenlerin ünlü olduğu, bazen izleyicilerin bile işin içinde olduğu bu program, günümüz televizyonunun bir parçası olmayı başarmış durumda. Ama gerçekten bu kadar eğlenceli mi?
Güldür Güldür Show Hangi Gün? Bu Bir Şifre Gibi
İzmir’de yaşayan, sosyal medyada aktif biri olarak, “Güldür Güldür Show hangi gün?” sorusu bana sürekli soruluyor. Hadi bu soruyu bir yere kadar anlarım, çünkü programın yayın günlerini hatırlamak gerçekten zor olabiliyor. Zira sürekli bir değişim, bir gün değişen yayın saati ya da şifreli bir program çizelgesi gibi bir durum var. Ama buradan çıkaracağım asıl soru şu: Bu sürekli değişim, izleyicinin sabır sınırlarını zorlamak için mi yapılıyor? İnsanlar, “Hangi gün?” diye sormaya devam etsin, sürekli taze bir konu olsun, izleyiciyi tutmak için değişken bir yapıya mı giriliyor? Ne bileyim, belki de izleyicinin programı düzenli izleme alışkanlığı kazanması isteniyor; ama bu durum gerçekten programın kalitesine mi yansıyor? Bu kadar sık değişen yayın günleri programın sağlam temellere oturduğunu gösteriyor mu?
Güldür Güldür Show’un Güçlü Yanları: Hep Gülme Garantisi
Güldür Güldür’ü seviyor musunuz? Gerçekten? Çünkü ben bazen izlerken kendimi garip bir şekilde eğlenirken buluyorum. Bunda şüphesiz programın güçlü yanları var. Birincisi, Türk toplumunun karakterini çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Bazı skeçlerde, ciddiye alınması gereken toplumsal meseleler üzerine yapılan espriler, gündemimize dair incelikli dokunuşlar içeriyor. “Türk mizahı” deyince aklıma gelen şey tam olarak bu; hem şaka yapıyor hem de ince bir şekilde toplumun her halini, çelişkilerini gösteriyor. Bu mizah anlayışını seviyorum. Ayrıca, oyuncu kadrosu oldukça güçlü. Her biri kendi tarzında başarılı ve izleyiciyle kurdukları bağ o kadar güçlü ki, izlerken sanki biraz da onların hayatlarına tanıklık ediyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. “Bunu da nasıl yapmışlar?” diye bazen içimden geçiyorum.
Bir diğer artı ise programın, özellikle aile izleyicisi için uygun olması. Pek çok programda çocukların gülmesini sağlayacak espriler yokken, Güldür Güldür’ün bu tarafı biraz daha geniş. Eğer o rahatlama ve gülme garantisini arıyorsanız, evet, Güldür Güldür iyi bir seçim. Çocuklar da izleyebilir, büyükler de. Ama bu aslında bazen aynı zamanda programın zayıf tarafı da olabilir. Hadi oraya gelmeden önce bir sonraki başlıkta ona da değinelim.
Güldür Güldür Show’un Zayıf Yanları: Nereye Gidiyoruz?
Her ne kadar “herkesin sevdiği dondurmacı” gibi popüler olsa da, zaman zaman gerçekten “daha fazlasını hak etmiyor muyuz?” sorusunu kendime soruyorum. İşte burada programın zayıf tarafları devreye giriyor. Her şeyin standartlaşması, çoğu zaman da mizahın aynı kalıplara oturması bana sıkıcı geliyor. Bazı espriler o kadar öngörülebilir ki, gerçekten bu kadar mı? Programda hala bazen eski komedyenlerin işlediği “klişe” karakterler var. Evet, bu karakterler zamanında güldürüyordu ama her hafta aynı şeyleri görmek, insanı sıkıyor. Hangi gün olduğunu unutmak istiyorum, ama bir yandan da bu kadar düzenli izlenebilmesi, programın kendini tekrara düşürmesine neden olmuş olabilir.
Güldür Güldür’ün içindeki bazen “sözde mizah” biraz da dikkat dağıtıcı hale geliyor. Çünkü izlerken, gerçekten komik mi, yoksa sosyal medyada “herkes bunu izlesin” diye izlediğim bir program mı izliyorum, tam karar veremiyorum. Özellikle sosyal medyada paylaşılan, çokça beğenilen espriler çoğu zaman, programı izlerken “Aa, bunu daha önce gördüm!” dedirtiyor. O zaman buradan başka bir soruya geçelim: Gerçekten sevdiğimiz bir şeye mi bakıyoruz, yoksa toplumsal baskı yüzünden izlemek zorunda mıyız?
Güldür Güldür’ün Geleceği: Nereye Gidiyor?
Bugün büyük bir kitleye hitap eden ve popülerliğini koruyan bir program olabilir, ama uzun vadede ne olacak? Türk televizyonu hızla değişiyor. Sosyal medya platformlarında dizilerin, şovların ve içeriklerin izlenme alışkanlıkları değişiyor. Geleneksel televizyon izleyicisi giderek azalırken, dijital içerik üretimi her geçen gün daha fazla yükseliyor. Acaba gelecekte Güldür Güldür gibi geleneksel programlar, gençler arasında izlenme oranlarını kaybedecek mi? Gelecekte televizyonu izleyen kitlenin daha dinamik, daha özgür içeriklere yönelmesiyle bu programın varlığını sürdürebilmesi ne kadar mümkün? Bu soruları düşünmek, belki de şimdiden gelecek hakkında bazı ipuçları veriyor.
Sonuç: Güldür Güldür Hangi Gün? Gerçekten Eğlenceli Mi?
Güldür Güldür Show, belki de Türk televizyonunun en güçlü ve en zayıf yönlerinin bir arada olduğu bir program. Gerçekten keyif alıyor muyuz, yoksa sadece alışkanlık haline mi geldi? Bu, her izleyicinin vereceği kişisel bir cevap. Benim fikrimce, izleyicinin sadece “eğlenme” beklentisini karşılamakla kalmamalı, aynı zamanda biraz daha yenilikçi bir şeyler de sunmalı. Belki de her hafta aynı gün olmasındansa, bazen değişen konseptler ve içerikler, programı daha taze tutacak. Ama yine de, “Hangi gün?” sorusunu sormak, bazen izlediğimiz şeyin gerçekten ne kadar değerli olduğunu sorgulamamıza yol açabiliyor.