İçeriğe geç

Ankarada sirk var mı ?

Bir Siyaset Bilimcinin Gözünden: Ankara’da Sirk Var mı?

Güç ilişkilerinin, kurumların ve ideolojilerin kesişiminde duran bir siyaset bilimci olarak bazen kendime şu soruyu sorarım: “Gerçek iktidar nerede sahnelenir?” Parlamento binasında mı, meydanlarda mı, yoksa toplumun görünmez sahnelerinde mi? Bu bağlamda “Ankara’da sirk var mı?” sorusu, yalnızca eğlence dünyasına ait bir merak değil; politik bir metafordur. Çünkü sirk, tıpkı siyaset gibi, bir gösteri sanatıdır — roller, düzen, hiyerarşi ve seyirci ilişkisiyle var olur.

Bu yazıda, Ankara’daki “sirk” olgusunu literal bir olgudan ziyade, iktidarın ve toplumsal düzenin teatral yüzü olarak ele alacağız.

Sirk: İktidarın ve Gösterinin Kesişim Noktası

Bir sirk düşünün: sahnede dikkat çekici kostümler, güçlü figürler, denge ustaları, komikler, hatta riskli gösteriler vardır. Aslında bu yapı, siyasal sistemin minyatür bir modelidir.

Tıpkı arenadaki aslan terbiyecisinin kamçısı gibi, iktidar da toplumu yönlendiren görünmez bir disiplin aygıtı taşır.

Ankara’nın siyasal atmosferinde, “sirk” kavramı bir ironiye dönüşür: gülen yüzlerin ardında stratejiler, jestlerin ardında ideolojiler, alkışların ardında meşruiyet üretimi vardır. Foucault’nun deyimiyle iktidar, yalnızca baskı değil; aynı zamanda bir “üretim biçimi”dir — davranışları, düşünceleri ve kimlikleri üretir.

Kurumlar Arenası: Devletin Gösterisi

Ankara, modern Türkiye’nin siyasal merkezi olarak, her gün onlarca “kurumsal performans”a sahne olur. Meclis oturumlarından bürokratik basın toplantılarına kadar her şey, aslında bir politik tiyatrodur. Kurumlar, tıpkı sirkteki farklı gösteriler gibi, toplumun düzen fikrini temsil eder.

Ancak burada önemli bir fark vardır: sirkte sahneye çıkanlar gönüllüdür, siyasette ise izleyici çoğu zaman pasiftir.

Bu durumda sorulması gereken soru şudur: “Vatandaş, gösteriyi izleyen bir seyirci mi, yoksa sahnenin aktif bir oyuncusu mu olmalıdır?”

Bu ikilem, vatandaşlığın anlamını da sorgulatır. Katılım olmadan demokrasi yalnızca bir dekor olur.

İktidarın Cinsiyetli Yüzü: Erkek Stratejisi ve Kadın Katılımı

Siyaset tarihine baktığımızda iktidarın dili genellikle erkeksi olmuştur. Strateji, güç, rekabet, kazanma — bunlar erkeklerin tarihsel olarak benimsediği siyasal değerlerdir.

Ankara’daki siyasal yapıda da bu stratejik dil hâkimdir. Kulisler, hesaplar, güç dengeleri, “kimin daha fazla destek topladığı” gibi konular, siyasal arenanın gündelik dinamikleridir.

Oysa siyaset, yalnızca strateji değil, aynı zamanda toplumsal etkileşimdir. Kadınların siyasete kattığı “katılımcı ve ilişki odaklı” yaklaşım, demokratik sürecin insani boyutunu hatırlatır. Kadınlar, sirki izlemeyi değil, sahneyi yeniden tasarlamayı önerirler.

Erkek aklı oyunun kurallarını belirlemeye eğilimliyken, kadın aklı oyunu herkes için anlamlı kılma arayışındadır. Bu iki bakış açısının sentezi, gerçek bir siyasal dönüşümün önünü açabilir.

İdeoloji: Sirk Perdesinin Arkasındaki Güç

Her sirk bir hikâye anlatır; her siyasi sistem de öyle.

İdeolojiler, topluma bir “anlam düzeni” sunar.

Tıpkı sirkteki palyaçoların dengeyi bozarak sistemi yeniden kurmaları gibi, ideolojiler de bazen kaos yaratarak yeni bir düzenin meşruiyetini oluşturur.

Siyaset bilimi açısından bu, Gramsci’nin “hegemonya” kavramıyla açıklanabilir: Toplumu yönetmenin yolu sadece baskı değil, aynı zamanda rıza üretimidir. İnsanlar, gösteriyi izlerken aynı zamanda o gösterinin anlamını da içselleştirirler.

Peki, Ankara’daki siyasal sirkte kim palyaço, kim akrobat, kim izleyici? Ve en önemlisi, perdeyi kim kaldırıyor?

Vatandaşlık: Sirkten Demokrasiye

Bir demokrasinin gücü, vatandaşların sadece izleyici mi yoksa katılımcı mı olduklarına bağlıdır.

Eğer vatandaşlar, siyasal süreçleri uzaktan izliyorsa, siyaset sirke dönüşür: görkemli ama etkisiz.

Ancak bireyler eleştirel düşünür, örgütlenir, tartışır ve değişim talep ederse, o zaman siyaset yeniden anlam kazanır.

Vatandaşlık, yalnızca hak sahipliği değil; aynı zamanda sahneye çıkma cesaretidir.

Bu bağlamda Ankara’da “sirk var mı?” sorusu, aslında “vatandaş nerede?” sorusunun maskelenmiş halidir.

Provokatif Bir Soru: Kimin Eğlencesindeyiz?

Siyaset, bazen bilerek bir eğlenceye dönüştürülür. Renkli vaatler, duygusal söylemler, teatral jestler…

Bütün bunlar dikkat dağıtırken, güç sahipleri kendi düzenlerini sürdürür.

Soru şu: “Biz gerçekten yönetenlerin kararlarını mı izliyoruz, yoksa onların sahnelediği gösteriyi mi alkışlıyoruz?”

Sonuç: Perde Kapanmadan Önce

Ankara’daki sirk, yalnızca eğlence değil, bir metafordur. Güç, düzen ve ideoloji arasındaki o karmaşık ilişkiyi görünür kılar.

Kadınların demokratik duyarlılığıyla erkeklerin stratejik aklını buluşturmak, bu gösteriyi dönüştürmenin ilk adımıdır.

Belki de artık soruyu değiştirmeliyiz:

“Sirk var mı?” değil, “Sahneye çıkmaya hazır mıyız?”

Çünkü demokrasi, alkışlanan bir gösteri değil; birlikte yazılan bir senaryodur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet