İçeriğe geç

Akbaba neden leş yer ?

Akbaba Neden Leş Yer?

Hayatın Kötü Yanı ve Akbabanın Sebebi

Hayatta bazı soruları var ki, peşinden gitmek bazen en büyük arayışa dönüşüyor. Geçen gün, Kayseri’nin o keskin havasında yürürken bir anda içimde bir soru belirdi: “Akbaba neden leş yer?” Bu soruya neden takıldığımı bilmiyorum ama bir şekilde bu soruya cevap aradım. Cevap, belki de hayatın ta kendisiyle ilgiliydi. O an, koca bir şehirde yalnız yürüyen ben, bir akbabanın gözlerinden içimi görebilir miydim? O yüzden bu soruya odaklandım. Çünkü her şeyin bir anlamı olmalı, değil mi?

Gün Batımında Bir Akbaba ve Hayatın Kırılganlığı

Bir akbaba, Kayseri’nin o uçsuz bucaksız bozkırlarında hızla süzülen bir yırtıcı kuş olarak hayatın ne kadar acımasız olduğunu simgeliyor gibiydi. Akbaba, hayatta kalmak için leş yer. Öylesine sıradan bir yaşam döngüsü. Ama onun bu tercihi, bana sanki bir başka gerçeği anlatıyordu. Bir bakıma, belki de hayatta bizim de leşlere yaklaşmamız gerekiyordu. Ne kadar acımasız olsa da, bazı şeyleri kabul etmemiz gerekirdi.

O gün, Kayseri’nin uçsuz bucaksız ovalarında bir akbaba gördüm. Kocaman kanatları, gökyüzünü neredeyse yutan bir zarafetle süzülen bu kuş, bana hayatta neyi kaybettiğimi hatırlattı. Neredeyse kanatlarının hareketiyle o kadar etkileyiciydi ki, her bir kanat çırpışında içimde bir yerlerde bir şeylerin kırıldığını hissettim.

Birçok şey geride kaldı. Akbaba gibi, bazı insanlar da hayatta kalabilmek için kendilerini o kadar sert yaparlar ki, yalnızca hayatta kalmayı öğrenirler, yaşamayı değil. O günden sonra, akbaba ve leşin birleşen hikâyesi zihnimde bir yara bıraktı. Bu soru beni terk etmedi. Akbaba neden leş yerdi? Acaba, gerçekten de bir şeyleri yitirmek, başkalarının acısına dayanmak zorunda mıyız?

Leshin Bir Anlamı Var mı?

Kayseri’nin dağlarından geri dönerken, gökyüzüne bakarak bu soruya cevap bulmaya çalışıyordum. Akbaba, bir yandan hayatını sürdürebilmek için başka varlıkların acılarından faydalanıyordu. Bunu düşününce, insanın hayatta kalmak için hangi yollara başvurması gerektiği hakkında bir düşünceye dalıyordum. O an, hayal kırıklığı ve korku bir arada içimi sarstı. Neden, hayatta bu kadar kötü şeyler oluyordu? Ya da belki de, kötü şeylerin ne kadar kolay geldiği ve ne kadar kaçınılmaz olduğu üzerine düşündüm.

Geriye dönüp baktığımda, bir şeyin farkına vardım. Akbaba, aslında kendi yaşamını sürdürmek için ölenin acısına odaklanıyordu. O leşi yemek, başkalarının ölümüne bağımlı olmak, bazen hayatta kalabilmenin en zor yolu olabiliyor. Tıpkı biz insanların bazen, hayatta kalabilmek için başka birinin kaybını kabullenmek zorunda kalmamız gibi.

Ve ne yazık ki, ben de bir akbaba gibi, kayıplarla karşı karşıya kalmıştım. O kayıplar, bana “gerçek” bir yaşamın ne kadar uzak olduğunu gösteriyordu. Ama bir yandan da, akbaba gibi hayatta kalmaya devam etmek gerekiyordu. En azından yaşamın o acımasız yüzünü görmek bile, beni güçlendirebilirdi.

Bir Başka Akbaba: Kendim

Bazen hayat, bir akbaba gibi gelir. Kendi hayatını sürdürmek için, başkalarının acılarına odaklanır. O an, her şeyin geçici olduğunu fark ettim. Akbaba da kaybettiği her şeyin ardından hayatta kalmaya devam ediyordu. Ben de öyleydim. İçimdeki acıyı hissettim ama bir şeylerin hala değişebileceğini biliyordum. Hayatta bazı leşlere odaklanmak, bazen gerçeği kabullenmek anlamına gelir. Akbaba, yaşamın keskin tarafını gösteriyordu. Ama bu, bir yandan da yeni bir başlangıcın kapısını aralıyordu.

Sonuç: Leş ve Hayatın Kırılganlığı

Kayseri’nin o sert havasında, içimi saran yalnızlık ve hüsranla birlikte, akbabanın ne olduğunu daha iyi anladım. Hayatta kalmak için bazen kayıplara göz yummak, ölümleri görmek ve bir şekilde onlarla barışmak gerekiyor. Ama unutma, her kaybın ardından yeni bir umut doğar. Akbaba gibi, bir gün biz de yeniden uçmak için cesaret bulacağız.

Akbaba neden leş yer? Çünkü bazen, hayatta kalmak için başka hiçbir yol yoktur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet